www.avrupaaktuel.com

Tehlike günden güne büyüyor: Türkiye 32. sırada!

Erişilebilir tatlı su kaynakları, şimdiye kadar insanlığın su ihtiyacını büyük ölçüde karşılamış olsa da uzmanlar, bu durumun uzun süre devam etmeyeceği uyarısında bulunuyor.

Tehlike günden güne büyüyor: Türkiye 32. sırada!
REKLAM ALANI

(728x90px)

Buraya reklam Verebilirsiniz.
5
08 Ekim 2019 - 15:04
REKLAM ALANI

(300x250px)

Buraya reklam Verebilirsiniz.

İklim değişikliği ve hızlı nüfus artışının doğurduğu sorunlar sebebiyle temiz su kaynaklarının hızla azalması sonucu 2050’de dünya nüfusunun yaklaşık yarısının susuzluk riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapılıyor.

 

 

Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) yaptığı araştırmaya göre, yer kürenin yüzde 70’inin suyla kaplı olmasına rağmen içilebilir su oranı oldukça düşük ve hızla düşmeye de devam ediyor. Dünyanın dörtte üçü suyla kaplı fakat içilebilir tatlı su oranı sadece yüzde 2,5. Bu yüzde 2,5’in de yalnızca yüzde 0,5’i kullanılabilir durumdayken, tatlı suyun yüzde 90’dan çoğu kutuplarda ve yer altında…

Türkiye, yeryüzündeki tatlı su miktarının sadece yüzde 1’ine sahip… Tatlı su kaynaklarının, kutup buzullarının küresel ısınmanın etkisiyle eriyerek denizlere karışması ve sıcaklığın artmasıyla buharlaşarak atmosferde birikmesi, ani soğumaların yaşandığı dönemlerde aşırı yağışlar şeklinde yeryüzüne inmesi de önemli bir doğal felaket olan sellere sebep oluyor.

 

 

TÜRKİYE 32. SIRADA

Dünya Doğal Kaynaklar Enstitüsü’nün ( WRI) verilerine göre dünyada 17 ülkede aşırı düzeyde su sıkıntısı yaşanıyor ve bu 17 ülkenin 11’i Orta Doğu’da bulunuyor. Türkiye ise 2. En riskli kategoride 32. Sırada yer alıyor.

SU SIKINTISI YAŞAYAN ÜLKELER

Amerika kıtası, Asya’nın kuzeyi, Avustralya ve Orta Afrika su kaynağı potansiyeli açısından iyi durumdayken Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Güneydoğu Asya’da ciddi su problemleri ile karşı karşıya. Özellikle Afrika ve Türkiye’nin komşu ülkeleri konumundaki Orta Doğu’da bulunan ülkeler ciddi problemler yaşıyor. Orta Doğu’da Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi refah seviyesi yüksek ülkeler atık suları arıtabiliyor fakat ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklar yaşayan ülkeler de böyle bir sistem mümkün olmuyor.

İşte su sorunu ile karşı karşıya kalan ülkeler;

YEMEN

Su kıtlığı yaşayan ülkeler arasında Yemen ilk sırada yer alıyor. Yemen’de Şii Husi milislerinin 2015 yılında başkent Sana ile birlikte bazı bölgeleri kontrol altına alması üzerine Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu askeri müdahalede bulunmuştu. İki yıldır devam eden iç savaşta çoğu sivil 10 bine yakın insan yaşamını yitirdi. Ülkede hali hazırda şebeke suyuna erişimi olmayan 16 milyon insan bulunurken, şebeke suyuna ulaşamayanlar için kuyulardan su çekilmesi hayati öneme sahip. Bunun için de petrolle çalışan motorlar kullanılıyor fakat Suudilerin ambargosu Yemen’e petrol satışını da içeriyor. Bu nedenle Petrol stokunun bitmesi ülkede susuzluğa ve salgın hastalıklara yol açabilir.

Şebeke suyuna erişim güçlüğü ve temiz suya ulaşmak için petrole olan ihtiyacın dışında Yemen’de bitmek bilmeyen savaşın altyapıya verdiği büyük zarar, kanalizasyonları kullanılamaz hale getirirken, temiz suya ulaşımı da zorlaştırıyor. Söz konusu nedenler de salgın hastalıkların ortaya çıkmasına ve yayılmasına zemin hazırlıyor. Kolera bu salgın hastalıkların başını çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü, ülkede Nisan 2017- Temmuz 2018 arasında 2 bin 300’den fazla kişinin kolera nedeniyle hayatını kaybettiğini açıklamıştı. Koleraya yakalananların çoğu çocuklar ve yaşlılardan oluşuyor.

AFRİKA'DA KURAKLIK

Susuzluğun yanı sıra yetersiz beslenme, ilaç ve tıbbi malzemelerdeki eksiklik gibi nedenler de Yemen’de hayatı olumsuz etkiliyor.

FİLİSTİN

Birinci Dünya Savaşı sırasında da Filistin ve çevresi Osmanlı idaresindeydi. İngiltere’nin desteklediği Arap güçleri Osmanlı hâkimiyetine son verene kadar da bu durum sürdü. İngiltere savaşın sonunda, 1918’de bölgeyi işgal etti. 1917’de, İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Filistin’de Yahudi halkları için bir vatan kurulması sözü verdi. Bu söz üzerine Filistin’e yüz binlerce Yahudi göç etti. Takip eden yıllarda bu sayı artmaya devam etti ve on yıllarca sürecek savaşın başlamasına sebep oldu. İsrail devleti, Filistinlilerin “El Nakba”  yani “Felaket” günü olarak andıkları 14 Mayıs 1948’te Tel Aviv’de ilan edildi. Bu tarihten günümüze değin İsrail, Filistin’e çeşitli işkenceler ve ambargolar uyguladı. 2014 yılı yaz aylarında İsrail, Gazze Şeridi’ne saldırılar düzenleyerek 1 milyondan fazla Gazzeli’nin suya erişimine engel olmuş ve  Filistin’deki 650-700 metreküp civarında olan su kaynaklarının yüzde 85’ini eline almıştır.

Ekonomik farklılıklar, yeterli altyapının oluşturulmaması, su kaynakları dağıtımındaki yönetimin yetersiz olması ve çevresel kirlenmenin gün geçtikçe artması, bölgeler arasında su kaynaklarının orantısız bir şekilde paylaşılmasına sebep olmuştur. İsrail ve Filistinlilere tahsis edilen su miktarındaki bu eşitsizlik, suya olan talepten ve suyun tüketiminden açıkça gözlemlenebilmektedir.

İçme suyu ihtiyacını Ürdün Nehri Vadisi’nden karşılayan Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin dünya üzerinde en hızlı nüfus artışına sahip bölge olduğu göz önünde bulundurulduğunda bölgedeki suya olan ihtiyacın giderek artacağı da açıktır.

SURİYE

Mart 2011 yılından bu yana 8 yıldır devam eden Suriye iç savaşında yüz binlerce insan hayatını kaybetti ve milyonlarca sivil yaşamlarını devam ettirebilmek için çeşitli ülkelere sığındı. Kimyasal silahlarla da müdahalede bulunan rejimin kuşatmasında açlık ve ilaç yetersizliği nedeniyle de ölümler meydana gelirken susuzlukla ilgili sorunlar da baş edilemez hale geldi. Suriye’nin Halep kentine yapılan yoğun hava saldırıları sırasında kentin su kaynağı 250 bin kişiye su sağlayan Bab El Nayrab su pompalama istasyonunun zarar görmesi nedeniyle yaklaşık 2 milyon kişi susuz kaldı. Su kaynaklarına zarar verilmesi yetmezmiş gibi onarım ekiplerinin istasyona ulaşması da engelleniyor. Saldırıların dışında kasti olarak olarak doğuda bulunan ve kentin batısında yaşayan 1 buçuk milyon kişiye su sağlayan Süleyman El Halabi istasyonu da kapatıldı. Esad rejim güçleri, muhaliflerin ellerinde bulunan su depolarını bombalayarak suyu bir silah olarak kullanıyor.

Zaten su kaynağı sıkıntısı yaşayan ülkede su sistemlerine zarar verilmesi, temiz suya erişimi güçleştirirken var olan suyun da mikroplu olması salgın hastalıklara neden oluyor. 

ÜRDÜN

Ürdün’de hem yerli halk hem de Suriyeli sığınmacılar için su düşünülemez bir lüks. 81 bin Suriyeli sığınmacının barındığı kamplarda her bireye günde yalnızca 9 galon su tahsis ediliyor. Aileler tahsis edilen bu suyu kişisel ihtiyaçlarını karşılamak, içme suyunu sağlamak, çamaşır ve bulaşık yıkamak için kullanıyor. Su bu kadar az olunca haliyle içme ve tüm temizlik gereksinimlerine yetmiyor.

AFRİKA KITASI

Afrika kıtası yer altı kaynakları, büyük gölleri, geniş nehirleri ile su kaynakları açısından zengin bir kıta olmasına rağmen susuzluk sorunu sadece doğal şartlardan değildir.  Sorunun temel sebebi yüzyıllardır süre gelen jeopolitik ve ekonomik çıkar çatışmalarıdır. Dolayısıyla siyasi, ekonomik, çevresel ve bölgesel problemler sebebiyle su kaynaklarına ulaşım imkânları geliştirilememektedir. Yaklaşık bir milyar insan sağlıklı ve temiz suya erişemiyor çöl alanlarında ise yok denecek kadar az miktarda bulunuyor.

Somali, Cibuti, Kenya, Uganda tarihlerinde en ciddi kuraklığı yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Kuraklık sebebiyle Afrika’nın bu bölgelerinde yaklaşık 10 milyona aşkın insan ölümle burun buruna gelmektedir.  

TÜRKİYE BİNLERCE SU KUYUSU AÇTI

Milyarlarca insanın sağlıklı suya sahip olamadığı ve susuzluktan kaynaklanan kitlesel hastalıkların giderek arttığı dünyamızda Türkiye, uzun yıllardır ihtiyaç duyulan bölgelere su götürüyor. Türkiye, 1986 yılında Ortadoğu ülkelerindeki su sıkıntısına çözüm getirmesi için “Barış suyu” adında bir işbirliği projesi girişiminde bulunmuştur. Bu projeye göre Seyhan ve Ceyhan nehirlerindeki ihtiyaç fazlası suların yapılacak iki boru hattı aracılığıyla Arap yarımadasına aktarılması planlanmaktaydı. Fakat proje, Arap ülkelerinden beklenen ilgiyi görememesi sebebiyle rafa kalktı. Son yıllarda ise ülkemiz, gerek devlet eliyle gerekse de özel derneklerin suya muhtaç ülkelere açtığı su kuyularıyla gündeme geliyor.

Batılı ülkelerin suya muhtaç ülkelere karşı tepkisizliği eleştirilere neden olurken Türkiye, bu konuda uluslararası yardım faaliyetleriyle en duyarlı ülke konumunda yer alıyor. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Diyanet Vakfı, İHH, Deniz Feneri Derneği, Umuda Koşanlar Derneği, İDDEF, CANSUYU gibi kamu ve özel kuruluşlar ile daha birçok yardım derneği Afrika başta olmak üzere Ortadoğu ve Asya’da su kuyuları açmaya devam ediyor.

Su kuyusu projelerinde İHH 19 yıl boyunca 36 ülkede 6 bin 747 su kuyusu açarak 3 milyondan fazla insanın suya kavuşmasına vesile oldu. İHH, su kuyularını yalnızca açmakla kalmayıp devam eden yıllarda bakımını da yapmayı sürdürerek yardım elini ülkelerden çekmiyor. Su kuyularının açıldığı bölgelerde Müslüman halkla birlikte yaşayan gayrimüslimlerin de gönülleri fethediliyor.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından Afrika kıtasında Nijer, Mali, Burkina Faso, Moritanya, Somali ve Somaliland’ de 505 kuyu açılarak 1,8 milyon kişinin suyla buluşturuldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla DSİ ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığınca (TİKA), Türkiye Diyanet Vakfı ile diğer sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarıyla Afrika Kıtası’nda çok sayıda kuyu açıldı. Su sıkıntısının çok ciddi boyutlarda olduğu ülkeler Nijer’de 258 kuyuyla 874 bin kişiye, Somali’de 20 kuyuyla 175 bin kişiye, Somaliland’ de 5 kuyuyla 60 bin kişiye, Burkina Faso’da 84 kuyuyla 260 bin kişiye, Mali’de  36 kuyuyla 62 bin kişiye, Moritanya’da 102 kuyuyla da 419 bin 700 kişiye temiz içme ve kullanma suyu temin edildi. Böylece 1 milyon 850 bin 700 kişi suya kavuşmuş oldu. TİKA, Türk Kızılay’ı ile de ortak çalışmalar yürüterek Gazze’de yoğun saldırılara maruz kalan bölge halkı için su kuyusu açılışı gerçekleştirdi. DSİ, yalnızca su kuyuları açmakla yetinmeyip Afrikalı mühendislere Türkiye’de kuyu eğitimi veriyor.

Deniz Feneri Derneği, ağırlıklı olarak Afrika ülkelerinde ve Asya’da da Müslüman ülkelerde su sorununa çözüm getirmek için su kuyusu projelerini yürütüyor. Dernek, bugüne kadar Somali, Etiyopya, Kamerun, Çad, Mali, Zimbabwe, Pakistan ve Bangladeş gibi hem ekonomik istikrarsızlık hem de kuraklıkla baş etmeye çalışan ülkelerde toplamda 1475 adet su kuyusu hizmete açtı ve yaklaşık 100 su kuyusunun da çalışmaları devam ediyor.

ÜNLÜ İSİMLER DUYARSIZ KALMADI

Ünlü oyuncu Gamze Özçelik, önce tesettüre girmesiyle sonrasında ise Umuda Koşanlar Derneği’ni kurarak yaptığı yardımlarla dikkatleri üzerine çekti. Zulme uğramış ya da başka sebeple muhtaç duruma düşmüş insanlara ihtiyaç duydukları iyilik ve insani yardımı yapmak misyonuyla hareket eden dernek, “umut pınarları su kuyu projesi” ile Afrika’da su kuyuları açarak mazlumların yüzlerini güldürüyor.

Gamze Özçelik'in Afrika'da açtığı su kuyusu

Su kuyuları konusunda örnek teşkil eden bir diğer ünlü isim Milli futbolcu Nuri Şahin, futbolcu arkadaşı Sırp Neven Subotic’le beraber Etiyopya’da su kuyusu açma faaliyetlerinde yer aldı. Neven Subotic’in 100’den fazla su kuyusu açtığı biliniyor.

Esma Balcıoğlu- Haber 7

REKLAM ALANI

(728x90px)

Buraya reklam Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
REKLAM ALANI

(336x280px)

BURAYA SINIRSIZ REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.

© 2019 Avrupaaktuel. Tüm hakları saklıdır. Bir AVRUPAREKLAM girişimidir.