Avrupa'nın Türk Haber Portalı

ankara escort bayanankara escort bayanantalya escort bayansakarya escort bayanantalya escort bayan

Körfez devletleri bu sefer gözünü Tunus’a dikti

Birleşik Arap Emirlikleri’nin başını çektiği körfez devletleri, Libya’da çıkarları doğrultusunda bir düzen inşa edemeyince, bu sefer de gözünü Tunus’a dikti. Suud ve BAE medyası, Tunus Meclis Başkanı Gannuşi’nin şüpheli bir servete sahip olduğunu iddia eden yayınlar yapmaya başladı.

Körfez devletleri bu sefer gözünü Tunus’a dikti
REKLAM ALANI

(728x90px)

Buraya reklam Verebilirsiniz.
66
25 Mayıs 2020 - 14:55

BAE ve Suudi Arabistan’ın başını çektiği körfez devletleri, çevresindeki ülkelere siyasi ve medya operasyonları ile algı oluşturmaya, kendilerine, çıkarlarına uygun bir düzen inşa etmeye çalışıyor. Son olarak Libya’da Türkiye’nin olmadığı bir yönetim düzeni oluşturmak için büyük çaba sarfeden devletler, buradan istediklerini ede edemeyince gözlerini başka ülkelere diktiler.

Körfezin kan emicileri bu sefer de Tunus’ta karışıklık çıkartmak için harekete geçti.

BÖLGESEL DÜZEN PLANI

BAE, Somali gibi Afrika ülkelerinde ise terör örgütlerine fon aktararak güvensiz bir ortam oluşturup bölgeyi kendisine bağımlı kılmaya çalışıyor. Ayrıca BAE ve Abu Dabi veliahdı Muhammed Bin Zayid Filistin’i İsrail’e Muhammed Dahlan eliyle satmaya kadar birçok kirli projenin de baş mimarı. Bu aktörler bu sefer de Tunus’u karşıtırmanın peşinde.

Suudi ve BAE’ye bağlı medya organizasyonları, Yasemin devrimi ile sürgünden dönen Tunus Meclis Başkanı Raşid el-Gannuşi hakkında kara propaganda faaliyetlerine başladı. Bu faaliyetlerin elbetteki en temel amacı, ismi zikredilen ülkelere bağlılık gösteren ve onların buyruğu, çıkarları doğrultusunda hareket eden bölgesel düzen planlaması…

Batman Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde araştırma görevlisi olan Mehmet Rakipoğlu Körfez’de yaşanan bu harekete ilişkin analiz kaleme aldı. 

MEDYA’NIN ARAÇSALLAŞTIRILMASI VE DARBE SÖYLENTİLERİ

Suudi Arabistan fonlu BAE merkezli bir yayın organı olan el-Arabiyya kanalı, Yasemin Devrimi ile sürgün hayatından dönen Gannuşi’nin şüpheli bir servete sahip olduğunu iddia etti. BAE-Suudi Arabistan ekseninin bir uzantısı olan Mısır’daki El-Ğad (Yarın) televizyonu da meseleyi daha karmaşık hale getirmek istiyor. BAE sermayesiyle Muhammed Dahlan eliyle kurulan bu kanal, Tunus halkının hükümete güvenmediğine ve iddiaları araştırdığına dair bir algı oluşturmaya çalışıyor. Söz konusu iddialar, Tunus iç siyasetinde koronavirüse karşı alınan tedbirlerin yol açtığı ekonomik sonuçların konuşulduğu bir döneme denk getirildi. Bu anlamda BAE’nin, Tunus iç siyasetini içerideki bağlantılarıyla takip ettiği söylenebilir. Nitekim BAE 2013’te Nahda karşıtı protestoları, 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Nahda’yı dengelemek için Nida Tunus Partisi’ni destekledi; 2014’teki seçimler sonucu oluşan Nahda-Nida koalisyonunun bozulması adına, Tunus cumhurbaşkanı Sibsi’yi yanına çekmeye çalıştı. Benzer şekilde 2018’deki hükümet karşıtı protestoları fonladı. Tunuslu kadınların BAE’ye girişini engelleyen skandal bir karar alarak yapay bir kriz oluşturdu. Ayrıca Lütfi Brahem gibi bakanları ve Tunus’un Kalbi Partisi lideri Nabil Kavli gibi birçok aktörü destekleyerek Tunus iç siyasetine yön vermek istedi. Fakat BAE her hamlesinde başarısız oldu.

Gannuşi üzerinden oluşturulan krizde ise Suudi Arabistan-BAE eksenindeki elektronik “sinekler” üzerinden sosyal medyada, hükümetin halk oylamasıyla bir güvenoyuna tabi tutulması yönünde çağrı yapıldı. Bunlara ek olarak el-Arabiyya, Sky News gibi statükocu aktörlerin medya organlarında sıklıkla Abir Musa gibi isimler Gannuşi’yi eleştirdi ve Aralık 2010 sonrası yaşananların bir devrim olmadığını söyledi. Böylelikle Tunus’un sıcak gündemi Libya’dan iç siyasete evrildi.

BÖLGESEL BASKI

BAE ve Suudi Arabistan önderliğindeki oluşturmak istediği düzende Fas, Tunus ve Cezayir’in de katılması bölge açısından ve kurulmak istenen düzen açısından kendi adlarına önemli. Zira bu ülkelerde Libya’nın ardından hareketlenmeler şimdiden başladı bile.

Müslüman tebanın ve fikrin çoğunlukta olduğu bu ülkelerde BAE ve Suudi darbesinin yapılmaya çalışılmasının bir diğer sebebi de, batı güdümündeki bu devletlere verilen “islamsız coğrafya oluşturma” görevi. Bu bağlamda devamlı olarak hedef haline gelen bu ülkeler, zorla Suudi ve BAE güdümü altına alınmaya çalışılıyor. 

GANNUŞİ’NİN HEDEF HALİNE GETİRİLMESİ

Gannuşi Tunus siyasetinde önemli bir isim. Zira müslüman çoğunluğun büyük umutlar beselediği NAHDA lideri, demokrasi mücadelesinin öncüsü olarak görülüyor. BAE de Gannuşi üzerinden Tunus siyasetine yön vermeye, İslami hareketler veya demokrasiyle mücadelesinden ziyade, Libya iç savaşı ve Türkiye’nin artan gücünü sınırlandırmaya çalışıyor. Libya savaşında taraf olmamasına rağmen bu baskıyı gören Tunus, BAE tarafına çekilebilmek adına bu baskıyı görüyor.

Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanı Said’in Libya’daki meşru hükümetin temsilcilerinden Devlet Konseyi Başkanı Halid el-Mişri ile görüşmesi, Tunus Meclis Başkanı Raşid el-Gannuşi’nin Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac’ı 18 Mayıs’ta ülkenin batısındaki stratejik Vatiyye askeri üssünün Hafter milislerinden kurtarılması nedeniyle tebrik etmesi ve Gannuşi’nin Libya ile yapılan güvenlik toplantısı sonrası Erdoğan ile görüşmesi BAE’yi harekete geçirdi.

Dolayısıyla Tunus’un bir BAE hedefi haline gelmesi büyük oranda Doğu Akdeniz’deki değişen dengelerle alakalı. 

TUNUS’U LİBYA’YA ÇEKMEYE ÇALIŞIYOR

BAE uzun zamandır Rus paralı askerlerini fonlayarak ve askeri mühimmat uçakları göndererek Hafter’i destekliyor. Türkiye’nin Serrac hükümetiyle Aralık ayında imzaladığı mutabakattan sonraki askeri müdahalesi ve Serrac hükümetine yönelik askeri teçhizat ve eğitim desteği, Doğu Akdeniz’deki oyunları BAE aleyhine değiştirdi. BAE bu kaybı kapatmak adına Tunus’u Libya denklemine dahil ederek Hafter’i güçlendirmeye çabalıyor. Bunun için tıpkı İran-Suriye örneklerinde olduğu gibi, insani yardımı bir silah olarak kullanıyor.

Al-Kuds al-Arabi’nin haberine göre, BAE koronavirüsle mücadelede Tunus’a yardım etmek istedi. Bin Zayid ile Kays Said arasında 14 Nisan’da yapılan telefon görüşmesi Tunus iç siyasetinde tartışmaları beraberinde getirdi. Yıllar sonra iki ülke arasında gerçekleşen bu teması birçok kişi Zayid’in yardım bahanesiyle Tunus’u Libya bataklığına çekmesi şeklinde yorumladı. Nitekim bin Zayid’in Tunus ile bu teması, Hafter’in Tunus-Libya sınır hattındaki bölgelerdeki kontrolünü kaybetmesinin ardından geldi. Bu anlamda, BAE destekli milislerin gerektiğinde Tunus sınırlarına girmesi istenebilir. Fakat Abu Dabi’nin asıl istediği, sahada kaybeden Hafter’e coğrafi olarak yakın olan Tunus’un askeri ve siyasi rol alması. Dolayısıyla BAE, Hafter’i ülkenin doğusunda, Tunus ise batısında kullanarak Trablus hükümetini zor duruma düşürmenin peşinde.

Ayrıca BAE bu hamleleriyle Tunus’u Türkiye ile yakınlaşmaktan da uzak tutmak istiyor.

BAE’NİN YÖN VERME ÇABASI

Sonuç olarak, BAE’nin Gannuşi üzerinden Tunus iç ve dış siyasetine yön verme çabası, Abu Dabi’nin tasavvur ettiği bölgesel düzen inşasıyla alakalı. Bu bölgesel düzen tasavvurunda İslami hareketlerin pasifleştirilmesi, ekonomik araçlarla ülkelerin iç ve dış siyasetlerini yönlendirilmesi ve Türkiye gibi aktörlerin sınırlandırması planlanıyor. BAE’nin Tunus dahil Kuzey Afrika ülkelerine yönelik saldırıları da bu tasavvura hizmet ediyor. Dolayısıyla BAE’nin Gannuşi’yi hedef alarak Tunus’un demokrasi serüvenine ket vurma çabası, Abu Dabi’deki siyasi elitin bölgedeki demokratik hareketlerle mücadelesinden bağımsız değil. Ayrıca Abu Dabi’nin Tunus’a yönelik saldırıları, Türkiye ile giriştiği adı konulmamış savaşın da bir parçası. Nitekim Abu Dabi Tunus’u Libya’daki faaliyetlerine destek vermemesinden ve Ankara ile işbirliği içinde olmasından ötürü cezalandırmaya çalışıyor ve finansal gücünü kullanarak son aylarda sıklıkla araçsallaştırdığı sosyal medyayı Tunus’a karşı bir silah olarak kullanıyor.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Buraya reklam Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

REKLAM ALANI

(336x280px)

BURAYA SINIRSIZ REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
s